DRİNA KÖPRÜSÜ (OKUMA GRUBUMUZUN 5.KİTABI)

DIGITAL CAMERAOsmanlılar der ki; üç şey saklanmaz: Aşk, öksürük ve fakirlik. S: 273

Daha önce hiçbir yere gitmek istememiştim Drina’ya gitmek istediğim kadar. Belki Balkanlardan göç eden dedelerimin oraları görememesi etkendir. Onlar hep ata toprağı özlemi ile yaşadılar. Belki ben bir gün Makedonya’ya ayak basarak onların ruhlarını mutlu ederim.

Sürekli çocukluğuma gittim kitabı okurken. Mübadele döneminde Türkiye’ye göç etmek zorunda kalan ailemin anlattıklarıyla, hep hayalimde kurduğum Balkanlar bu kitap sayesinde pekişti. Bizim köye benzettim oraları.  Bursa’nın Orhangazi ilçesine bağlı Keramet Köyü, Boşnak, Arnavut, Yörük, Muhacir mahalleleri… Ama Müslümanlıktan dolayı kız alıp vermeler doğal karşılandığı güzel bir mozaik olmuş bizim köy. Anne tarafım Arnavut, baba tarafım Selanik göçmeni. Annemin babasına büyükbaba derdik, büyükbabamın erkek kardeşine de Aco. Acom beni görünce Arnavut musun? Muhacir mi? Diye sorardı. Arnavut’um deyince paralar inerdi cebe. Çocuk aklımla para tatlı gelirdi, sormazdım Arnavut ne Muhacir ne demek. Keşke anlatmaları için sormaya daha çok vaktim olsaydı…

ALTI ÇİZİLESİ CÜMLELER

Mevsimler gelir, geçer, kuşaklar birbirini kovalar, ama yapılar değişmezdi. Zamanın yapamayacağını, önceden görülmeyen uzak olayların beklenmedik kargaşalıkları yaptı. S:77

Dünyada insanların görevi, her çeşit yıkımlarla savaşmak olduğuna kendini inandırmıştı. Bundan umudu olmasa bile yine savaşmak gerekirdi. (Davut Hoca Mütevelli- Kervansarayın bakımını üstüne alan kişi) S:78

Birlikte geçirilen bir felaket kadar insanları birbirine bağlayan hiçbir şey yoktur. S:81

Hayat anlaşılmaz bir mucizedir, boyuna harcanır, erir, buna rağmen yine dayanır, sürüp gider. Tıpkı Drina’nın üstündeki köprü gibi. S:88

Üstün bir düşman yaklaşırken ve büyük yenilgilerin arifesinde iken, kardeş kardeşe düşman olur. Anlaşmazlıklar ortaya çıkar. S:127

Sözün kısası Müslümanlar Nemselilerden (Almanya veya Avusturya ahalisinden olan) , Sırplar Müslümanlarla Nemselilerden, Museviler ise hepsinden ve herkesten korkuyordu. Çünkü hele savaş anlarında herkes onlardan güçlüydü. Eğer insan sadece kendi korkusunu dinleseydi, kimse o gün burnunu bile kapıdan uzatamazdı. Ama insanoğlunun kendisinden başka efendileri de vardı. S:133

Çeşitli tapınaklarla çeşitli dinlerin henüz dünyayı ayırmadığı… S:135

Eskiden onarılır, yıkılmaya yüz tutan desteklenir, ama böyle hiçbir ihtiyaç olmadan her şey alt üst edilmezdi. S:149

Eğer gittiğin bir cehennemse daha ağır gitmek daha hayırlı olur. Eğer Avusturyalıların bu makineyi senin gideceğin yere çabuk gitmen ve işini daha çabuk görmen için icat ettiğinine inanıyorsan aptalın birisin. Sen yalnız bir yerden öbür yere gittiğini görüyorsun. Ama makinenin seninle birlikte, senin gibilerden başka neler getirip götürdüğünü hiç sormuyorsun!.. Trenle yolculuk et dostum. İstediğin kadar et.. İnşallah bir gün seni büyük bir hayal kırıklığına uğratmaz! Bir gün gelecek Avusturyalılar seni, trenleriyle istemediğin ve gitmeyi hiç düşünmediğin yerlere de sürükleyecekler.S:232

Müslüman terbiyesi ile Viyana sadeliğinin iki su damlası gibi birbirine karışmasından gelen bir görüştü S:244

Çocukluk anıları daima onda tedirginlik ve hüzün yaratırdı. S:282

İnsan zaafının bu en acıklı, en feci yanı, şüphesiz ilerisini görmek yeteneğinden yoksun oluşudur.  Allah vergisi bilgi, sanat ve istidatla taban tabana çelişen bir kabiliyetsizlik.  S:293

Sanatoryum denen yeri, güzel ve günahkar kadınların gayri meşru aşklarının kefaretini ödemek için kapandıkları esrarlı, hazin bir yer olarak hayal ediyorlardı. S:299

Üstünden binlerce defa dönüp bakmadan geçtiği bu köprü, şimdi, bütün ağırlığıyla omuzlarına çökmüştü. Tıpkı uğursuz ve anlatılmaz bir sır gibi, bir çeşit uykuda… uyanışı olmayan bir uykudaymış gibi. S:339

İLGİNÇ BULDUĞUM KISIMLAR

S:17 Stoya ve Ostoya efsanesi (sırpça dur ve kal demek) Sulardan bir ses yükselerek Mimar Rade’ye Stoya ve Ostaya adlı biri kız biri erkek iki kardeş bulup ortadaki sütunların içinde öldürmesini öğütlemiş. Bosnada bu çocukları aramışlar ve bir köyde bulmuşlar sonunda. Masal çocukları suların için gömmüşler diye devam eder… Yalnız mimar onlara acıdığından annelerin gelip onları emzirebilmesi için sütunların arasında geniş boşluklar bırakmış.

Köprünün yapılışını sabote etmeye çalışan Radisav’ın kazığa oturtulma sahnesi en ince ayrıntısına kadar anlatılıyor. Eğer seymenbaşı adamı yakalayamasaydı kazığa oturan kendisi olacaktı.

Zalim Abid Ağadan sonra yerine gelen Arif Bey’e halk ‘mumya’ adını takıyor.

1571 de köprü tamamlanıyor. Şair Baki köprü için şiir yazıyor. S:73

Karakol kurulduktan sonra gün geçmiyor ki isyanlar olmasın. Karakolda isyancılar öldürülüyor ve sahibi olmayanlar nehre atılıyor.

S:98 isyancıların kesik başı karakolu süslüyor ve karakol süsünden hiç yoksun kalmıyor. Cellat Hayrettin normalde şişman uyuşuk ama iş başındayken çevik, eli hafif, acısız.Çocukları korkutmak için, şeftali çalan çocuklara ‘Hay seni Hayrettin alsın İnşaallah’ diyorlar S:98

Soğan ve alkolün koleraya iyi geldiği düşünülüyor ve köprüdeki nöbetçiler bu haklarından fazlasıyla faydalanıyorlar.

Her bölüm sonunda çok dokunaklı cümlelerle hayatın geçip gittiği ama Drina köprüsünün hala sapa sağlam yerinde olduğundan bahsediliyor.

Drina’ya atlayan güzeller güzeli Fato’ya yazık oldu.

Kitapta erikten çok bahsedilmesini ben farketmesem de Sn. Nusret Yakışıklı’nın gözünden kaçmamış.Bunu da erik rakısına bağlıyor. Birçok yerde içtikleri rakıyı bizim rakı gibi düşünmüştüm, yanılmışım.

2035189-Travel_Picture-VisegradKapiya köprünün ortasındaki basamaklı alanda birçok olay geçiyor.

S:149 da yaşlıların yeniliklere neden karşı çıktıkları, nasıl alışamadıkları son derece anlamlı aslında.

S:180-190 Osmanlı yönetiminden bıkmışlar. Avusturyalılar özgürlük geliyor, yavaş yavaş benliklerini kazanıyor, sindire sindire eski alışkanlıklardan geçiliyor. Sonra ulus, milliyetçilik akımı başlıyor.

 

S:292 Osmanlının balkanlardan çekilişi Sırp çocukları Avusturya’da okuyup milliyetçilik, sosyalizm öğrenirken Türkler hala Drina’ya bakıp geçmişi anıyordu.

Bu kadar kısa kitaba bunca hikaye sığmış. Hepsinden ayrı ayrı kitap yazılabilecek yoğunlukta hikayeler. Ama bazen her hayat başka hayat içinden geçiyor ve bu kafa karışıklığına yol açabiliyor.

Köprü yıkılır, onca felaketten kurtulan köprü 1. Dünya Savaşında yıkılır. Geriye saçma bir düşmanlık kalır.

Restorasyon Biyediç Üniversitesi ve Türkiye tarafından (TİKA- Türk İşbirliği Ve Koordinasyon Başkanlığı) gerçekleştirilmiş.

 

KİŞİLER

Lotika- otelci kadın

Fedun- intihar eden asker

Milan kumarda kaybeden ( Milan Glasinçanin bütün servetini kumarda kaybeden, işgalden sonra akıl hastanesinde ölen, torunu sosyalist gençler grubunda.)

Avdaga’nın kızı Fato kendini Drinaya atan

Ali Hoca Kapiyada kulağında asılan. (Ali Hoca direnişe karşı çıktığı için, Vişegrad’dan çekilirlerken direnişçilerin reisi tarafından Avusturya’lıları karşılasın diye Kapiya’da kulağından eski karakoldan kalan bir kazığa çivilenir. Artık Avusturya hakimiyeti başlar.Daha sonra Sırbistan bağımsızlığını kazanır. 1914 yılında Saraybosna’da Avusturya-Macaristan veliahtinın bir Sırp tarafından öldürülmesi, Birinci Dünya Savaşı’nın başlamasına sebep olur. Avusturya’lılar Vişegrad’ı topa tuttukları bir sırada köprünün orta ayağının yanındaki ayak (şehre uzak olan) hasar görür . Daha önceleri Vişegrad’ın işgali sırasında köprünün o ayağında, bakım yapıldığı görünüşü verilerek patlayıcı madde yerleştirildiği halk arasında anlatılırmış. Köprünün tahribi o kadar güçlüdür ki ayaktan kopan büyük bir parça çarşıda Ali Hoca’nın dükkanına kadar ulaşır. Ali Hoca o gün, bu şaşkınlıkta evine ulaşmaya çalışırken yokuşta tıkanır ve ölür. Böylece Osmanlı’dan bir son iz de yok olmuştur.

Rahip Nikola, Molla İbrahim Müderris Hüseyin Efendi, Hahambaşı David Levi (Avusturyalıları karşılayan heyet )

Deli İlinka – Çocukları doğumda ölen ve üç gün sonra onları her yerde arayan kadın (stoya ostoya efsanesinin kendi çocuklarına uygulandığını düşündü.

Mile 16 yaşında sırf şarkı söyledi diye sanki elebaşıymış gibi karakolda ilk işi görülen.

Avram Goan Musevi, kapiyada altın bulan (şeytanın altını) kumarcı oldu ve ortadan kayboldu

Tekgöz Salko (Salko Salih’in sıprçalaşmış hali) Öldür kendini öldür deyip içirdiler rakıyı. Ve buzda dans geçerek geçişi yıllar sonra onu gören çocukların hafızasından silinmedi.

İtalyan Pietro – Avusturya Kraliçesi Elizabeth İtalyan bir anarşist  tarafından öldürüldü ve kendini İtalyan olduğu için suçladı.

Yahudi Pavle – çalışıp çabalayan zengin biri. Kasabaya banka geldikten sonra bile insanlar borç parayı Pavleden alıyorlardı. Savaşta her şeyini kaybedip rehin düştüğünde  boşuna çalıştım uğraştım dedi.

Kitabın Sırpça aslında 228 tane Türkçe kelime var.

S.231 trenin gelişi çok eğlenceliydi. İlk gün bedava öbür boyu pahalı diye Ali Hoca trene binenlerle dalga geçiyyordu.

Milli dansları KOLO

Köprüyü Mimar Sinan mı yapıyor? 11 gözlü köprünün hangi mimar tarafından yapıldığı kitapta geçmiyor.

Birinci Dünya Savaşına yol açan suikast ve daha birçok şey çok akıcı anlatılmış. Yakın tarihimize ışık olan bir başyapıt. Özellikle Yugoslavya’daki milliyetçilik akımına yakından tanık oluyoruz.

Birçok hikaye kahramanı tam unuttum derken başka bir hikayede karşımıza çıkıyor. Bazen şaşkınlık, bazen tebessümle okudum.Çok içten, çok samimi, sohbet ve mizah havasında yazılmış bir roman.

Andric_IvoİVO ANDRİÇ HAYATI

(d. 9 Ekim 1892 – ö. 13 Mart 1975), Nobel Edebiyat Ödül sahibi Hırvat yazar.

1892’de Travnikyakınlarında Dolac’ta doğdu. Zagreb, Viyanave Krakow’da sürdürdüğü eğitimini Graz Üniversitesi‘nde verdiği “Osmanlı Yönetimindeki Bosna-Hersek’te Kültür Yaşamı” konulu doktora tezi ile tamamladı. 1.Dünya Savaşı sırasında milliyetçi etkinliklerinden ötürü Avusturya-Macaristan yetkilileri tarafından bir süre gözaltında tutuldu. Savaşı izleyen yıllarda Yugoslavya Dışişleri Bakanlığı’nda çalıştı. Budapeşte, Madrid,Cenevre ve Berlin’de dış görevlerde bulundu.

Yazarın en büyük özelliği kitaplarindaki olayları tarafsızlıkla anlatmasıdır. En acımasız hatta insanlık dışı sayılabilecek eylemlerde dahi yazar yalnızca olayı, o sırada insanların ne düşündüklerini ve hareketlerinin sebeplerini anlatmakta; fakat herhangi bir görüş belirtmemektedir. Hümanist olan Ivo Andrić eserinde çeşitli dinlerin ve soyların kaynaştığı bu bölgede en küçük bir din ve ırk ayrımı yapmadan, anlattığı olaylarda yer alan bütün kişilere eşit bir sevgi ve ilgi göstermiştir.

Daha önce Irgat Siman Adlı kitabını okumuş, pek konsantre olamamıştım. Bu kitabın da böyle olmasından korktum açıkçası. Çünkü okuma grubumuzda bu ay benim istediğim kitap sıradaydı ve yıllardır okumak istediğim Drina Köprüsünü seçtim. Bence çok isabetli bir karardı.

Köprü ve yaşamlar üzerine yazılan roman Belgrad’da 1942-1943 de yazılıp, 1945 te yayınlanmış. (tam Avrupa kaynarken ikinci dünya savaşı sırasında. ) Sokullu Mehmet Paşa’nın Vişegrad’da yaptırdığı köprü ve çevresindeki yaşamlar üzerine yazdığı romanıdır.

İnşaatı sabote eden Radisav, kazık, su baskınları, Sırp isyanları vs. sanki köprünün dilinden anlatılmış. Romandan ziyade tarih kitabı veya sosyoloji kitabı niteliğinde değerlendirilebilir. Olaylar kronik sıraya göre değil de, masal, efsane, gelenek ve göreneklerle beraber aktarılmış. Tarafsızlık en büyük özellik. Nobeli fazlasıyla hak etmiş.

Kitabımız iletişim yayınları tarafından basılmış. Çeviri Nuriye Müstakimoğlu/ Hasan Ali Ediz tarafından yapılmış.

Trt’nin hazırlamış olduğu Drina Köprüsü Belgeseli’ni izledim. Genellikle spor üzerinden tarihi savaşı, anlatıyor. Çok ilginçtir ki 1991’den sonra kendini toplayabilen Yugoslav ülkeleri Avrupa Birliğine girmişler, sporda üstün başarılar elde etmişler. Naim Süleymanoğlu, Halil Mutlu gibi Türkiye’ye iltica eden sporcuların Türkiye’de doğduklarını düşünüyorum da acaba böyle dünya çapında ünlü olabilirler miydi? Bu Balkan sentezi bize bu yönüyle birçok şey kazandırmıştır kaybettirdiklerinin yanında.

Makedonya’yı tanımak için Erdal Özyağcıların Elveda Rumeli adlı dizisini keyifle izlemeye başladım. Bu kitap hayatımın akışını değiştirdi desem yerinde olur.

 

Reklamlar

2 thoughts on “DRİNA KÖPRÜSÜ (OKUMA GRUBUMUZUN 5.KİTABI)

  1. Bloğunuzla ilk kez karşılaştım. Çok hoşuma gitti. Kitap ,kitaplığımda bekliyordu okuma listeme hızla giriş yaptı şimdi:) Heveslendirdiniz. Var olun…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s