OBLOMOV’a dair

Okuma grubumuzun Kasım ayı kitabıydı. Erdeniz arkadaşımızın seçimiydi. Aslında okumak için hazır hissetmiyordum kendimi. Gerek kalınlığı, gerekse Rus edebiyatı olması korkutmuştu. Ben ki iyi bir okur  olmama rağmen bu kitabı duymamıştım. Ta ki Tutunamayanları okuyana kadar. Tutunamayanlarda Selim kitabı ezberlemişti. Uzun zamandır okuduğum en keyifli, soluksuz devam eden, sürükleyici romanlardan biriydi.  620 sayfa olmasına rağmen…

Mostari & Bir Köprü Bekçisinin Günlüğü (Gündüz Vassaf)

Drina Köprüsü’nü okuduktan sonra Balkanlara olan hayranlığım iyice artmıştı. Elveda Rumeli dizisini izledim merakla, heyecanla.  Çok duygusaldı, savaş, din ve toprakları arasında sıkışmış, milliyetçiliğin artık konu komşu dinlemediği, huzurun kalmadığı, korkunun hakim olduğu yıllardı. Sonra bir kitap dergisinde gördüm Mostari’yi ve okumadan edemezdim. Okuduğum ilk Gündüz Vassaf kitabıydı. Yıllardır aradığım yazar dedim kendime.  Nasıl da haberdar…

Düşme hikayelerim

Bu düşüşler sadece dengemi kaybedip yere kapaklanmamla alakalıdır. Çocukluğumdan beri düşmelerim beni utandırsa da şimdi gülümsememe sebep oluyor. Birkaç tanesi aklımın bir köşesinde sürekli bana göz kırpar. Sanıyorum ilkokula başlamamıştım henüz. Köyde birçok sokak çeşmesi var ama yaşlıları bilirsiniz, seçicidirler. Bizim mahalleden çok uzak olamamakla birlikte yukarı mahalle diye adlandırdığımız yerde, Çakal çeşme var, buz…

Gökyüzüne Mektup

           Sosyal medyadan önceki çok eski zamanlardan kalma alışkanlıklarımdan en samimisi, belki de en duygusalıydı mektup yazmak. Evimin en gizli yerinde durur sadece bana ait olan o satırların saklı olduğu zarflar. Nasılsın, ben de iyiyim ile başlayan bir çok içdökme yazıp, yollayıp, sonra da cevabını merakla beklediğim günler çok gerilerde kaldı….

DRİNA KÖPRÜSÜ (OKUMA GRUBUMUZUN 5.KİTABI)

Osmanlılar der ki; üç şey saklanmaz: Aşk, öksürük ve fakirlik. S: 273 Daha önce hiçbir yere gitmek istememiştim Drina’ya gitmek istediğim kadar. Belki Balkanlardan göç eden dedelerimin oraları görememesi etkendir. Onlar hep ata toprağı özlemi ile yaşadılar. Belki ben bir gün Makedonya’ya ayak basarak onların ruhlarını mutlu ederim. Sürekli çocukluğuma gittim kitabı okurken. Mübadele döneminde…

KIRMIZI PAZARTESİ (Societatis Legere okuma kulübünün 4. kitabı)

Mayıs ayı kitabımız Kırmızı Pazartesi ‘ydi .Hepimizin keyifle okuduğu ve güzel bir sohbeti destekleyen bir kitaptı.  Gabriel Garcia Marquez’in Nisan ayında ölmüş olması da acı bir durumdu. Ben o hayattayken sadece Yüzyıllık  Yalnızlık kitabını okumuştum. Bizim kitabımız Can Yayınlarının 39. baskısıydı. Çeviri İnci Kut tarafından yapılmış. Akıcı, anlaşılır bir dille yazılmış.   Beni öldürdüler,Wene Hala……

BOZUK

Hakkı İnanç 1984’te Ankara’da doğdu. Şuan Giresun’da yaşıyor ve yazıyor. Selçuk Baran,Orhan Kemal, Yaşar Nabi Nayır, Adnan Yücel, Ümit Kaftancıoğlu, Tarık Dursun başta olmak üzere pek çok öykü yarışmasında ödüle layık görüldü. Haber Türk’te Ümran Avcı ile söyleşinde bana çok dokunaklı gelen bir kısmı paylaşmak istedim. 14 yaşımdan beri anneannemle yaşıyorum. Babam kalp krizinden, annem…

KADER KUYUSU

Kürtlerin en önemli aydınlarından Mir Bedirhan’ın torunu  Celadet Ali Bedirhan’ın İstanbul’daki elit yaşamı, Birinci Dünya Savaşı’ndan sonraki sürgün yılları, Osmanlı’nın ardından Almanya ve Şam’a yerleşmesi çok akıcı bir o kadar da hüzünlü bir şekilde Mehmet Uzun’un kaleminde dile gelmiş. Celadet Ali 1893 yılında İstanbul’da dünyaya gelmiş. Doğumu zor oluyor ve ölü doğduğuna inanılıp kuyunun başına…

FOUCAULT SARKACI

  Okuma grubumuzun üçüncü kitabı hakkında yazmayı bir aydır erteliyorum. Filmler izledim, yorumlar okudum, yok. Yazamıyorum. Nasıl anlatması zorsa, yazmak da öyle zormuş bu bilim romanını. Kitabı beğendim mi, elbette. Hatta kendime birkaç defa daha okuma sözü verdim. Bir kez okumakla sindirilebilecek gibi değil. Gurubumuzla iki ay bu kitap üzerinde durduk. Açıkçası okumak için birkaç…

Geyikli Park

  ah Sunay Abi ah. Beni kendimden geçirdin anlattıklarını okurken, seni dinlerken yetişemezdim, şimdi de okurken yetişemiyorum anlattıklarına. Bu nasıl bir birikim, nasıl bir hafıza, nasıl güzel bir dil, sadelikle herkese ulaşmakta. Ramazan eğlencelerinde Mahya Işıklarıyla seni canlı dinlemeye fırsatım oldu Bu kitapla birlikte kültür birikimime sayende yenileri eklendi. Yazıların konuşur gibi olduğundan okuyucuyu sıkmıyor,…

Küçük Bir Çocuğun Gözünden Ahmet Kaya

Yıl 1989. Ben daha 7 yaşındayım. Dayımda kasetçalar var, zaten yeni çıkan sanatçıları, yeni albümleri dayım sayesinde öğreniyorum. Beyaz bir kaset hatırlıyorum, ben daha okuma yazma öğrenmemiş olabilirim henüz. Bahtiyar çalıyor. Şarkının adını falan bilmiyorum tabi. Ancak kasetçaların içine düşeceğim neredeyse, resmen aşık oluyorum bu mükemmel şarkıyı söyleyen sese. Aradan zaman geçiyor, pop furyası başlıyor…

SARI PAPATYALAR

Çiçeklerin açmasıyla doğa yeniden uyandı, bana önce yorgunlukla geldi. Kışın mahmurluğundan sıyrılmak biraz zor oldu. Ama topraktaki uyanış, kuşların cıvıltısıyla birleşince içimi sevinç doldurdu. Kış çocuğu olmama rağmen karla, soğukla hiç barışamadım. Aydınlığı seviyorum ben, önümü görebilmeyi upuzun, sonsuzca. Kış bana belirsizlik gibi umutsuzluk aşılar. Oysa papatyaların açmasıyla birlikte miskinlikten sıyrılıp ne güzel görünür her…